İnsülin bize direnirse, biz de ona direniriz | Duetto Clinic | Ankara

İnsülin Bize Direnirse, Biz de Ona Direniriz

İnsülin direnci dediğimiz kötü arkadaş maalesef ki son yılların gündemine hızlıca giriş yaptı. İnsülin, pankreastan salgılanan bir hormondur. Görevi, beslenmemizin en son metabolit ürünü olan glikozu yani kan şekerini hücrenin içine almak ve hücrenin glikozu enerji elde etmek için kullanmasını sağlamak.

 İnsüline karşı vücutta direnç gelişirse, glikoz hücre içerisine giremiyor. Kanda geziyor ve gidecek yer bulamadığı için yağ olarak dokularda depolanıyor.

 İnsülin direnci olan bireyler diyabetli (şeker hastası) olarak kabul edilmez. Ancak vücutları diyabetli gibi davranır. Hormon, görevini tam olarak yapamadığı için kan şekerinde ani dalgalanmalar görülebilir. Yani henüz sofradan kalkmadan bir başka açlık krizi ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu durumu engellemek adına insülin direncimizin hangi skorda olduğunu bir kan tahlili ile raporlamalıyız.

 8 saatlik açlık halinde verdiğimiz kanda açlık glikoz ve insülin değerlerini ölçtürüp, HOMA-IR (insülin direnci) formulüzasyonu ile insülin direncimizin olup olmadığını öğrenebiliriz. Bu konuda bir uzmandan destek almak gerekiyor.

 Biz, insülin direncinin medikal tedavisinin yanı sıra  tıbbi beslenme tedavisini de destekliyoruz. İnsülin direncini ilaçsız kırmak mümkün. Çoğu kişinin önemsemediği insülin direnci tedavi edilmezse bizi diyabete bir adım daha yaklaştırır. Bu anlamda kişiye özel tıbbi beslenme tedavisi planlanırsa sorun çözülmüş olur.

 Kan şekerimizi ani yükselten ve ani düşüren posadan fakir besinlerden uzak durmalıyız. Listenin başında şeker geliyor. Rafine şeker ve rafine şekerden yapılan her şey, pirinç ve pirinçten yapılan yemekler, patates ve patatesten yapılan yemekler bize çok kolay hipoglisemi atağı yaşatabilir.

 Hipoglisemi, insülin direncinin en yakın arkadaşı. Yani insüline karşı direnç durumunda kan şekeri aniden düşmelere oldukça yatkın hale geliyor. İnsülin direncinden korunmak için açlık süremiz maksimum 4 saat olmalıdır. Postprandiyal yani tokluk kan şekeri, ağzımıza aldığımız ilk lokmadan 2 saat sonra düşmeye başlar ve 4. saatte en düşük değeri alır. Bu nedenle kaliteli ara öğünlerle ana öğünlerimizi destekleyip, kan şekerimizin düşmesine izin vermemeliyiz.

 Kan şekerinin düşmesini engellersek, basit karbonhidrattan uzak durursak, günlük sıvı alımımızı ve fiziksel aktivitemizi artırırsak insülin bize direnemez, biz ona direnmiş oluruz.

Bu sayede kilo yönetimimizi daha konforlu sağlarız.

 

Dyt. Nilhan ESİM

Diyetisyeninize Sorun





Instagram

Sağlıklı Yemek Tarifleri

     Bilgi ve Randevu İçin